Yine kimsenin hitap etmediği benim. Özellikle adımı kullanmalarını da istemiyorum oysa.
Yine kimsenin hitap etmediği benim. Özellikle adımı kullanmalarını da istemiyorum oysa.
Şu hayatta dargın olduğum çoğu zaman yaptığım gibi evden çıkıp, sevdiğim gruplardan birinin daha önce baştan sona dinlemediğim tematik albümlerinden birini çalan kulaklıklarımı kulağıma takıp, yaklaşık dört buçuk kilometre sonra kendimi sen’in evinin önünde bulmayı -ki tarif et deseler asla edemem, yalnızca hangi çam ağacından sonra sağa, hangi salkım söğütten sonra sola döneceğimi bildiğim için her seferinde bulabiliyorum evin’i- amaçlamıştım ki aniden bastıran yağmuru fark ettiğim an, evin’e varmama iki yüz metre kalmıştı yalnızca ama ben, evinin çoktan ıslanmış olan bahçe duvarlarının üstünde birkaç on beş dakika oturup daha sonra eve ıslak popoyla dönebilecek bir insan olamadım asla.